Aptallık kavramı ve Ayder Yaylası!- Yusuf GÜRSUCU

Aptallık kavramı ve Ayder Yaylası!

Mimar ve tarihçi Doğan Kuban, geçtiğimiz günlerde ünlü İtalyan ekonomi tarihçisi Carlo Cipolla’dan alıntılar yaparak bir yazı kaleme almıştı. Kuban, yazıda Cipolla’nın, yapıtları arasında ‘sömürülenler, cahiller; aptallar’ ve ‘fatihler, korsanlar, tüccarlar’ üzerine kitaplarının olduğundan söz etmişti. Cipolla, 1988’de yayınlanan “Allegro ma non troppo” (Hızlıca, ama fazla hızlı değil) adlı küçük kitabının ikinci bölümünde aptallığın yasalarını anlatığını ve klinik araştırmaların sonuçları ile yazarın tarihi araştırmalarına dayanan ilginç bir toplumsal analizde bulunduğu ve bu analizler sonucu, her toplumda genetik aptallık oranının %2 olduğu belirtiliyor. Okumuş okumamış, zengin fakir, köyde kentte, üniversitede ilkokulda, sarayda ya da zengin bir büroda olsun bu ortalamanın değişmediği vurgulanıyor.

Bu bilimsel bir saptama, kimseye hakaret içermiyor. Çünkü kimin aptal olduğunu kimse bilmiyor. Bu araştırmaları yapan üniversitelerde birbirlerinden farklı konumlarda olan üyeleri, aynı ortamda olmalarına karşın; doktorlar, öğrenciler, hemşireler arasında da aynı aptallık oranı var. Araştırmalar kadın ve erkekler arasında da bu oranın değişmediğini gösteriyor. Boş insanlarla üniversite profesörü, yazar, politikacı arasında yüzde iki oranı açısından fark yok. Şoförler, hamallar arasında da yok. Aynı elbiseleri giyip aynı işleri yaptıkça ve aynı yollarda yürüdükçe Aristo’nun ‘sosyal hayvanlar’ kategorisi gibi aptalla akıllıyı ayırmak olanaksız.
Cipolla, aptal insanlara ilişkin temel yasaları tanımlamış. Birinci Yasa: Bir toplumda herkes çevresindeki aptalların sayısını olduğundan daha az tahmin eder. İkinci yasa: Bir insanın aptallığı, onun başka hiçbir özelliğiyle ilişkili ve orantılı değildir. Üçüncü Yasa: Aptal insan başkasına ya da başkalarına zarar veren ve bu arada kendisi de bir şey kazanmayan hatta ziyan edendir. Dördüncü Yasa: Aptal olmayanlar aptalların gücünü hep daha az olduğunu sanırlar. Genellikle aptal olmayanlar hangi koşulda olursa olsun, bir aptalla işbirliği yapmanın neye mal olacağını hesaplayamazlar. Beşinci Yasa ise: En tehlikeli insan, aptal olandır.

Türkiye’de kim aptal kim değil!

Türkiye’de kimler aptal, kimler değil bunu ayırmanın mümkün olmadığını Cipolla’nın araştırmalarından da anlıyoruz. Fakat Cipolla’nın dördüncü yasası bana ilginç göründü. Yasa, aptalların gücünün az olduğunu düşünmememiz gerektiğini vurguluyor. Buradan yola çıkarsak Dünya’da hatta Türkiye’de çok güçlü sandığımız kişilerin de aptal olabilme olasılığı ortaya çıkıyor. Eğer bunlar aptal ise, beşinci yasada belirtildiği gibi en tehlikeli insanların elinde fazlaca güç olduğunu anlayabiliyoruz. Aristo mantığı ile dünyayı ya da Türkiye’yi yöneten çok güçlü liderlerin aptal olduğunu kabul edersek, aptalların tüm dünyayı veya Türkiye’yi aptalların yönettiği sonucuna varmak mümkün.

Aptallığın sınırını iklim zirvelerinden görmek!

Aptallığın bir sınırı olamayacağını 5. Yasa’dan anlayabiliyoruz. Üçüncü yasada belirtildiği gibi aptal insanların başkalarına zarar verdiği ölçüde kendisinin de bu zararın sonuçlarından etkileneceği belirtiliyor. Bilim insanları dünya da ekolojik bir kriz yaşandığını ve bu krizin önlenememesi halinde dünyanın yok oluşla yüz yüze kalacağını belirtiyorlar. Küresel ısınmanın yol açtığı felaketleri derinden yaşamaya başladık. Dünyanın büyük bir bölümünde suya ve gıdaya erişimde ciddi sıkıntılar olduğu görülüyor. Bugün dünyada yaklaşık 1,5 milyar insan temiz suya, 3 milyar insan ise yeterli gıdaya erişemiyor. Bunun birçok nedeni var elbette ancak sonuç olarak kapitalizmin buna neden olduğu ve iklim değişimininde bu durumu arttırdığı bilinen bir gerçek. Küresel ısınmayı iklim zirveleriyle durdurma iddiasında olan kapitalizm ise, ABD’nin aldığı son kararla bu iddiadan vazgeçiyor.

ABD’de de aptal sayısı yine aynı yani %2. ABD’yi yönetenlerinde %2’nin içinde olduğunu düşünmemiz için çok fazla nedenimiz var. İklim değişimiyle mücadele amacıyla gerçekleştirilen zirvelerden ABD Başkanı Trump, çekilmeye karar vermiş. Cipolla’nın ortaya koyduğu tüm yasalar, ABD üzerinden okununca ne kadar da doğru olduğu net görülebiliyor. 3. Yasa’da belirtildiği gibi iklim değişiminin zararlarını ve sonuçlarını hem Trump hem de ABD yaşayacak, bu kaçınılmaz bir son. Bu kararı alırken 5. Yasa’da belirtildiği gibi aptalların çok tehlikeli olduğu gerçeğini Trump’ın iktidara geldiği günden bu yana görmek mümkün. Bizlerde kapitalizmin iklim sorununu çözemeyeceğini ya da daha doğru bir deyimle çözmeyeceğini zaten biliyoruz. Ancak bu durum yönetenlerin aptal oldukları gerçeğini değiştirmediği gibi aksine güçlendiriyor.

Ayder’den bakınca, Türkiye’yi kimler yönetiyor?

Doğal yaşamın, ormanların, koruma bölgelerinin ve suların bir avuç sermayenin birikimine kurban edildiğini sanırım ‘aptal’ olmayan herkes görebiliyordur. Geçtiğimiz günlerde Ayder yaylası için söylenen ‘kirlettik, rezil ettik’ sözlerini nasıl okuyacağız? Şimdinin İçişleri Bakanı olan Süleyman Soylu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı iken Trabzon’da gerçekleştirilen Kültür ve Turizm Bölge Çalıştayı’nda “Bu bölgenin ‘medeniyeti’ büyük avantaj. Bölgeye Körfez ülkelerinden 400-500 bin turist geliyor. Bunların rahat bir şekilde burada dolaşmasını sağlayacak imkanları geliştirmeliyiz” ifadelerini kullanmıştı. ‘Kirlettik, rezil ettik’ sözlerinin ardında ki gerçeğin değerlendirilmesini sizlere bırakıyorum. Ayrıca Copilla’nın sözleri üzerinden Ayder’den Türkiye’nin tamamını görmeye çalışın ve şu soruyu kendinize sorun; acaba bizleri kimler yönetiyor?